Tuesday, June 29, 2010

İsrail Belge Tasviyesi: İsrail yasadışı bir oluştur

İsrail Belge Tasviyesi: İsrail yasadışı bir oluştur

Bütün İnsanların Rabbi Olan Allah’ın adıyla

Bu belgeyi hazırlayanlar herhangi bir siyasi eğilime ya da partiye bağlı olmayan, herhangi bir etnik gruba,ırkçılığa veya dini bir acentaya sahip olmayan bir grup gençtir. Bizler herhangi bir dine, renge, ırka, siyasi görüşe, etnik yapıya ve milliyete bakmaksızın barış ve saygınlık içinde yaşayan bir insanlığı ve bütün insanların haklarını desteklemekteyiz. Bütün prensiplere, inançlara olan saygımızı ve zulme, baskıya, cinayete, hakların ihlaline ve gerçeklerin çarpıtılmasına karşı olan doğruluk ve adaletin destekçisi olduğumuzu belirtmek isteriz. İnsan hakları ve değerlerinin savunucuları olarak inanıyoruz ki “bozucu” demek uluslar arası “İsrail Devleti” olarak tanınan şeydir.
Bu belge bizim meşru ve insani argümanlarımızı beyan etmektedir.
İlk olarak : Uluslar arası tanıma göre İsrail bir devlet değildir.

Devletin Tanımı: “Devlet , coğrafik bir alan üzerinde olan ve etkin egemenliğe sahip bir topluluğu temsil eden siyasi bir kurumdur.”
Yukarda değinilen tanıma bağlı olarak şöyle söyleyebiliriz :
-İsrail siyasi bir kurum değildir; ırkçı dini-etnik bir kurumdur.
-İsrail egemen bir devlet değildir, siyasi ,ekonomik ve askeri destek olarak bütünüyle Amerika Birleşik Devletlerine bağlı olması İsrail’i egemen bir devlet değil de Amerikan sömürgesi yapmaktadır.
Ardışık Amerika yönetimleri aralıksız bir şekilde İsrail güvenliğine bağlılığını belirtmektedir. Uluslar arası kurallara göre her devlet yalnızca kendi güvenliğine bağlıdır ve dünyada İsrail güvenliğine bağlı olan Amerika Birleşik Devletleri dışında hiçbir devlet başka bir devletin güvenliğine bağlı değildir. İsrail’in Amerika’nın sömürgesinde tanınmış olması daha gerçekçi ve doğru olurdu.

İkinci Olarak: İsrail uluslar arası olarak yasadışı bir kuruluştur ve soruşturulması zorunludur.
İsrail’in Birleşmiş Milletler’in bir oluşumu olmasına rağmen – Terörist Siyonist grupların İsrail’in kuruluşunu engellemek için sahip olunmuş ‘Folk Benadette’ ve ‘the Count of Weisberg’e suikastinden sonra kurulan – hala ve en başından beri uluslar arası kanunlara ya da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ilke kararlarına uymayan, Amerika Birleşik Devletleri vetosuna dayanan normalin dışında bir kuruluştur.
1- İsrail otellerde, sinemalarda ve marketlerde sivilleri bombalamaktan dolayı haklarında dava açılmış olan terörist gruplar (Lehi, Stern, Revizyonist ve Siyonist grup, Irgun, ve Haganah)tarafından bulunmuştur.
2- İsrail yüzlerce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ilke kararlarını ihlal etmiştir ve Amerika Birleşik Devletleri’nin reddiyle korunmuştur,hakkında soruşturma açılmamıştır.
3- İsrail işgali sürdürmekte, kasıtlı olarak sivilleri, muhabirleri ve doktorları hedef almakta ve yaralılara ilk yardımın gelişini engellemektedir.
4- İsrail Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı imzalamamıştır. İsrail kitle imha silahlarını, nükleer silahlarını geliştirmektedir ve uluslar arası yasaklanmış olan silahlarla kasıtlı olarak sivilleri hedef almaktadır.
5- İsrail demokrasi iddialarına rağmen kendi vatandaşlarının siyasi ve sivil haklarını ihlâl etmektedir. İsrail son seçimlerde aday gösterilmiş birkaç İsrailli siyasi partiyi yasaklamıştır çünkü parti üyeleri Arap asıllı kişilerdi. Bu karar uluslar arası kurallara karşı çıkan ve yürürlükten kalkmış,köhne Güney Afrika ırk ayrımı sistemine benzeyen fark gözetici ve ırkçı önlemleri doğurmuştur.
İsrailli yetkililer Yahudi olmayan vatandaşların “Yahudi Devleti”nden “temizlenme” sine inandıklarını açıkça beyan etmişlerdir. Tzipi Livni, Filistin Devleti’nin kurulması durumunda “arındırılmış” bir İsrail Devleti adına bütün Arap asıllı İsrailli’lerin İsraili terkederek Filistin’e gitmek zorunda olduklarını söylemiştir.

Üçüncü Olarak: Siyonizm, Uluslar arası İnsanhakları Beyannamesi, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi ve Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’ndeki maddelerle çelişmektedir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi:

İsrail tarafından ihlal edilen maddeler:

Madde 1
Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.

Madde 2
Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir akide, milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin işbu Beyanname’de ilan olunan tekmil haklardan ve bütün hürriyetlerden istifade edebilir.
Bundan başka, bağımsız memleket uyruğu olsun, vesayet altında bulunan, gayri muhtar veya sair bir egemenlik kayıtlamasına tabi ülke uyruğu olsun, bir şahıs hakkında, uyruğu bulunduğu memleket veya ülkenin siyasi, hukuki veya milletlerarası statüsü bakımından hiçbir ayrılık gözetilmeyecektir.


-Siyonizm esasen ayrımcılık yapmaya dayanmaktadır. “İnsanları Seçme” fikri üzerine kökleşmiştir. Tevrattaki açıklamaların yanlış yorumlanması İsrailin işgallerde de görüldüğü gibi Filistinlilere ve İsrailli Arap vatandaşlara karşı ayrım gözetici uygulamalarını, ambargoları, sivilleri hedef almalarını, toprak hacizlerini, ayırıcı duvar yapımını, politik, sosyal ve ekonomik haklardan mahrum etme uygulanmalarını açıklamaktadır. Bütün bu insafsızlıklar etnik kökenleri ve dinleri sebebiyle Araplara yöneltilmektedir.
-N.B.: Bu tür ihlaller dindar Yahudiler tarafından tamamen ayıplanmaktadır ve insan olarak bizler Museviliğe leke düşürmüş olmalarından, Musevi imajını kötü göstermelerinden ve düşündükleri herşeyin Yahudiliğe göre doğru yorum olduğunu tekelleştirmelerinden (ki bu, bütün Siyonist-Yahudi karşıtları taradından reddedilir) dolayı Siyonizm ve İsrail’in dünyadaki en büyük Yahudi düşmanları olduklarına inanıyoruz.

Madde 3
Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.

-İsrail kurulduğu andan itibaren insanları yaşama haklarından, özgürlüklerinden ve güvenliklerinden mahrum etmeye dayalı bir kuruluştu. İlk olarak Siyonist terörist gruplar tarafından gerçekleştirilen Deir Yasin katliamıyla başladı. Bu katliam İsrail devletinin çekirdeğiydi. İsrail’in bulunmasından hemen sonra sivillere karşı birkaç katliam yer aldı. Burda bütün bunların hepsine değinmeye yeterli yer olmadığından sadece birkaç tanesine değineceğiz : Dawayma Katliamı (1948), Kafr Kasim katliamı (1956) ve son zamanlarda Gazze’de vuku bulmuş birçok katliam (2008/2009). İsrail yetkilileri onlara karşı direnen gruplara baskı yapmak için kasıtlı olarak sivilleri hedef aldıklarını sıklıkla belirtmektelerdir.
-İsrail Lübnan’da ve Filistin’de Birleşmiş Milletler binasını ve personellerini birkaç kez bombalamıştır.
-İsrail uluslar arası yasaklanmış silahlarla sivilleri ve Birleşmiş Milletler binasını hedef almaktadır.
-İsrail Cenin’deki katliamdan sonra Birleşmiş Milletler temsilcisine ev sahipliği yapmayı reddetmiştir(2002).

Madde 5
Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamaz.

-İsrail işgal altındaki topraklarda Filistinli mahkumları, kontrol noktalarında ele geçirilmiş olan sivilleri, okul yolunda olan çocukları ve yerli sivilleri acımasız işkencelere ve alçaltıcı muamelelere tabi tutmaktadır.
-İsrail askerleri kontrol noktalarında ele geçirilmiş sivilleri ve çocukları kelepçelemekte ve gözlerini bağlamaktalar. Ayrıca çocukları alarak onları diğer çocukların attığı taşlara karşı canlı kalkan olarak kullanmaktalardır.
-Filistinli’lerin evleri İsrail askerleri tarafından çocuklara ve kadınlara onları korkutmak için doğrultulan silahlarla günlük baskın hedefleri halindedir.

Madde 9
Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz, alıkonulanamaz veya sürülemez.

• İsrail başından beri Filistinlileri topraklarından sürgün etmiş, evlerini yıkıma uğratmıştır. Sonuç olaraktan Filistinliler şu an birçok farklı ülkede mülteci olarak yaşamaktadır.
• İsrail, Filistinli mültecilerin topraklarına geri dönme haklarını reddetmektedir.
• İsrail çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere binlere Filistinliyi hapsetmektedir.
• Gazze üzerindeki son çatışmada (2008-2009), raporların ve görgü tanıklarının da belirtmesiyle, İsrail, yaşları 16 nın üzerinde olmak üzere binden fazla Filistinliyi tutuklamış, onları tehlikeli bölgelere yerleştirmiş ve kalkan(siper) olarak kullanmıştır.
• Gazze de ki savaş boyunca (2008-2009) İsrail ordusu yaralı sivilleri tutuklamış, kasıtlı olarak onları kan kaybeder vaziyette bırakmış ve hastane ekibinin onlara ulaşmasını engellemiştir.
• Görgü tanıkları savaş boyunca İsrail ordusunun yaralı sivilleri tankların önündeki çukurlara yerleştirerek kullandığını ve ateş hattına koyarak hayatlarını tehlikeye attığını belirtmiştir.
• Şahitler İsrail askerlerinin aileleri Gazze evlerine zorla girerken siper olarak kullandığına tanıklık etmişlerdir(2008-2009).
• İsrail ordusu Gazze de ki evleri aileleri siper olarak kullanmak amacıyla alıkoyarak askeri gözetleme merkezi, askeri üs olarak kullanmıştır.
• Şu ana kadar, 200 sivilden fazla insan- bazıları direk soruşturma, işkence ve zorbalığa maruz kalarak- İsrail ordusunun gözetimi altındadır
• İsrail ordusu tutuklananların adlarını ve sayılarını isteyen Kızıl Haç, Filistinli yetkililer ve insan hakları organizasyonlarıyla iş birliğini reddetmiştir. Bu işbirliğinin reddi tutuklananların güvenliği ile ilgili endişe ve korkuyu arttırmıştır.

Madde 13
1. Herkes herhangi bir devletin sınırları dahilinde serbestçe dolaşma ve yerleşme hakkına haizdir.
2. Herkes, kendi memleketi de dahil, herhangi bir memleketi terketmek ve memleketine dönmek hakkına haizdir.

• İsrail Filistinli’leri 20 ve daha fazla saat kontrol noktalarında tutarak ikamet ve hareket haklarından mahrum etmiştir.
• İsrail mültecilerin topraklarına geri dönmelerini engellemektedir.
• İsrail yüksek rakamdaki Filistinlilerin ikametlerini kısıtlamakta ve sebep belirtmeden ülkeden ayrılmalarını engellemektedir.

Madde 14
1. Herkes zulüm karşısında başka memleketlerden mülteci olarak kabulü talep etmek ve memleketler tarafından mülteci muamelesi görmek hakkını haizdir.
2. Bu hak, gerçekten adi bir cürüme veya Birleşmiş Milletler prensip ve amaçlarına aykırı faaliyetlere müstenit kovuşturmalar halinde ileri sürülemez.


• İsrail Filistin şehirlerini bombalayıp, sivillerin sınırları ve ablukayı kapatarak tehlikeli noktalardan ayrılmalarını durdurmaktadır (Gazze 2008/2009 Savaşı).

Madde 15
1. Her ferdin bir uyrukluk hakkı vardır.
2. Hiç kimse keyfi olarak uyrukluğundan ve uyrukluğunu değiştirmek hakkından mahrum edilemez.


• İsrail kendi milliyetini tüm dünyadaki Yahudiler için dini bir temel addederken, bazı Arap-İsraillileri kendi politik görüşlerine katılmadığı için milliyetlerini yürürlükten kaldırmakla tehdit etmektedir.
• İsrail Filistinlileri vatanlarından sürgün ettikten sonra, onların geri dönme haklarını vermeyi reddetmektedir.
• İsrail, İsrail ulusunu Golan Heights’ ta ikamet eden insanlara dayatmaya çalışmakta ve İsrail ulusunu kabul etmeyen herkese her türlü tehdit ve gözdağı uygulamaktadır.

Madde 17
1. Her şahıs tek başına veya başkalarıyla birlikte mal ve mülk sahibi olmak hakkını haizdir.
2. Hiç kimse keyfi olarak mal ve mülkünden mahrum edilemez.


• İsrail Filistin topraklarını haczetmekte, Filistinlileri sürgün etmekte ve işgal toprakları üzerinde kendi evlerini yapmak isteyenleri def etmektedir.
• İsrail yıllardır on binlerce zeytin ağacını, turunçgillerden olan meyveleri ve üzüm korularını kökünden sökmekte ve tahrip etmektedir. Onların hepsi yüzyıllardır Filistinlilere aittir.
• İsrail el konulmuş Filistin toprakları üzerine ayrım duvarı inşa etmiş ve Filistin köylerini ulaşılamaz kantonlara bölmüştür.

Madde 21
1. Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.
2. Her şahıs memleketin kamu hizmetlerine eşitlikle girme hakkını haizdir.
3. Halkın iradesi kamu otoritesinin esasıdır; bu irade, gizli şekilde veya serbestliği sağlayacak muadil bir usul ile cereyan edecek, genel ve eşit oy verme yoluyla yapılacak olan devri ve dürüst seçimlerle ifade edilir.


Biz zaten İsrail’in Arap-İsrailli partilerin seçimlere katılmasını ve onların demokratik haklarını uygulamalarını etnik özgeçmişlerinden dolayı reddettiğini belirtmiştik. İsrail Filistin topraklarında yaşayan ve Filistin otoritesi altında bulunan insanların tüm demokratik seçeneklerini görmezden geliyor, sindiriyor ve reddediyor. İsrail demokratik bir yolla seçilmiş olan bakanları, vekilleri ve temsilcileri gözaltına alıyor ve herhangi bir mahkeme yapmaksızın veya resmi askeri mahkemeler yaparak onların özgürlük haklarının önüne geçiyor. Politik mahkûmlar birer birey ve insanların vekili olarak sahip oldukları en temel sivil haklarını kullanmaktan mahrumlar.

Madde 22
Her şahsın, cemiyetin bir üyesi olmak itibariyle, sosyal güvenliğe hakkı vardır; haysiyeti için ve şahsiyetinin serbestçe gelişmesi için zaruri olan ekonomik, sosyal ve kültürel hakların milli gayret ve milletlerarası işbirliği yoluyla ve her devletin teşkilatı ve kaynaklarıyla mütenasip olarak gerçekleştirilmesine hakkı vardır.

- İsrail sınırları kapatıyor ve Filistinlilerin insani yardımlara ulaşmalarını reddediyor şu anda da Gazze’de devam eden durumda olduğu gibi.
- İsrail Filistinli işçileri sömürüyor ve onları düşük ücretlerle çalıştırıyor. Filistinli işçiler İsrail içindeki resmi haklardan yararlanamıyor, bunun yanı sıra kötü muameleye ve herhangi bir zamanda hiçbir resmi hak verilmeksizin kovulmaya maruz bırakılıyorlar.

Madde 25
1. Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır.
2. Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.


İsrail Filistinli işçiler üzerinde kısıtlamalar yaparak bütün bu maddeleri ihlal ediyor, onları sınırlarda ve kontrol noktalarında uzun süre gözaltında tutuyor. Ayrıca İsrail işçilerin ücretlerine ve haklarına karşılık olarak, işçilerden Filistinli memurlar ve vatandaşlar hakkındaki güvenlik bilgilerini İsrail’in istihbarat ajanlarına onları öldürmek veya tutuklamak için ifşa etmelerini isteyerek, politik olarak işçilerin birçoğunu sömürüyor.
İsrail Filistinlilerin insani koşullarını ve yaşam şartlarını yaşayan bir cehenneme çevirdi. Birçok Filistinli hamile kadın doğumlarını sınırlarda ve kontrol noktalarında meydanda yapıyorlar. İsrail ordusu hamile kadınları ve hastaları taşımak için hiçbir yardım veya araç sunmuyor. Yıllık olarak yüzlerce insan hastanelere ve yardıma ulaşmaları engellendikten sonra sınırlarda ölüyor. Filistinli çocuklar bombardımanlar, ablukalar altında, ölüm ve yıkım sahneleri ortasında çocuk olarak en temel haklarından yoksun bırakılarak doğup büyüyorlar.
İsrail çocuklara daimi bir savaş ortamında bir hayat yüklüyor, onları okuma ve güven içerisinde okula gitme haklarından yoksun bırakıyor.
Okullar birçok defa bombalandı ve ölen Filistinli çocuk sayısının oranı modern savaşlar içindeki en yüksek olanıdır. Bu çocuklar arasında birçok bebek yakın menzilli ateşlerde vurularak can verdi.
İsrail maddeleri daha çok ihlal etmektedir, bütünüyle olmasa da Siyasi ve Medeni Haklar Uluslar Arası Sözleşmesi işgal edilmiş Golan tepelerindeki Filsistinlilerle ve yerlilerle yönetimde bir ilişki içindedir.

1.BÖLÜM
1. Madde
1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve, ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.
2. Bütün halklar uluslararası hukuka ve karşılıklı menfaat ilkesine dayanan uluslararası ekonomik işbirliği yükümlülüklerine zarar vermemek koşuluyla, doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiç bir koşulda yoksun bırakılamaz.
3. Kendini Yönetemeyen ve Vesayet altındaki Ülkelerden sorumlu olan Devletler de dahil bu Sözleşmeye Taraf bütün Devletler, kendi kaderini tayin hakkının gerçekleştirilmesi için çaba gösterir ve Birleşmiş Milletler şartının hükümlerine uygun olarak bu hakka saygı gösterir.

- İsrail Filistinli’lerin topraklarını ve Golan tepelerini işgal etmektedir, Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymaması İsrail’in işgal etmiş olduğu topraklardan geri çekilmesinin zorunluluğunu gerektirir.
-İsrail Filistinlilerin ve Golan’ın maliklerinin kendi kararlarını kendilerinin vermesini ve politik durumlarını belirleme özgürlüklerini reddetmektedir, onların ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimlerini takip etmektedir, kötü ve yasadışı bir güçle değinilen haklarını uygulamaktan alıkoymaktadır.
-İsrail Filistinin önemli kültürel şahıslarını hedef almaktadır. 1970’te Filistinli, önde gelen edebi şahıslardan Ghassan Kanafani’ye suikast düzenlemiştir. 1987’de Filistinli, önde gelen karikatürist Naji Al-Ali’ye suikast düzenlemiştir.
-İsrail Filistinlilerin okullarına ulaşımını ve üniversitelere katılımlarını engellemektedir, ve yurtdışından burs kazandıkları zaman, onları yolculuk yapmaktan alıkoymaktadır.

2. Bölüm
2.Madde

1. Bu Sözleşmeye Taraf her Devlet, bu Sözleşmede tanınan hakları ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya diğer bir fikir, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğum veya diğer bir statü gibi herhangi bir nedenle ayrımcılık yapılmaksızın, kendi toprakları üzerinde bulunan ve egemenlik yetkisine tabi olan bütün bireyler için güvence altına almayı bu ve haklara saygı göstermeyi taahhüt eder.
2. Sözleşmede tanınan hakları kendi mevzuatında veya uygulamasında henüz tanımamış olup da bu Sözleşmeye Taraf Devletler, kendi anayasal usullerine ve bu Sözleşmenin hükümlerine uygun olarak, Sözleşmede tanınan hakları uygulamaya geçirmek için gerekli olan tedbirleri veya diğer önlemleri almayı taahhüt ederler.
3. Bu Sözleşmeye Taraf her Devlet şu taahhütlerde bulunur:
a) Bu Sözleşmede tanınan hakları veya özgürlükleri ihlal edilenlere, ihlal fiili resmi sıfatlarıyla hareket eden kişilerden başka kimseler tarafından işlense dahi, etkili bir hukuki yola başvurma hakkı sağlamak;
b) Bu tür bir hukuki yola başvurmak isteyen kişinin hakkının yetkili yargısal, idari ve yasama organları veya Devletin hukuk sisteminin öngördüğü başka bir yetkili makamı tarafından karara başlanmasını sağlamak ve yargısal hukuki yollara başvurma imkanını geliştirmek;
c) Bu gibi hukuki yolların tanınması halinde, yetkili makamlar tarafından bu hukuki yolların işletilmesini sağlamak.


-İsrail bu maddeyi ihlal etmektedir. İsrail’deki Arap vatandaşları, herhangi bir Yahudi İsrailli’ye verilmekte olan bütün haklardan men edilmektedir. İsrail’de Yahudi’lerin silah sahibi olmalarına ve onları taşımalarına izin verilmektedir, bu onların dini gelenek uygulamalarıdır- hatta bu dini gelenekler diğer dinleri ve ırkları lanetlemek gibi radikal ve ırkçı aktivitelerdir ve Yahudiler silahlarını sokakta yürümekte olan, Yahudi olmayan herhangi bir vatandaşa hedef almakta izinlidirler. Bu tür eylemler İsrail kanunlarına göre yasadışı değildir.
-Yahudi olmayan vatandaşlar orduya katılmaları için zorlanmaktadır; orduda görevli Yahudi’ler yüksek derecede korunurlarken, Yahudi olmayanlar ateşin ön sırasında yer almaktadırlar ve yaşamları kasten tehlikeye atılmaktadır.
-Yahudi olmayan vatandaşlar orduda Arap sokaklarında görev yapmak için ve kendi halklarına saldırmaları için zorlanmaktadırlar. Eğer reddederlerse, hapsedilmekle yüzyüze kalmaktalardır.
-İsrail, Yahudi olmayan vatandaşlarını kendi dinlerinin uygulamalarını yapmaktan yoksun bırakmaktadır, ve eğer izin verirlerse, ordu cami ya da kilisenin etraflarını kuşatmaktadır.
-İsrail 50 yaşın altındaki erkeklerin El-Aksa Camii’nde ibadet etmelerini engellemektedir ve onları tanklar ve tüfeklerle çevrilmiş sokaklarda namaz kılmaya zorlamaktadır.
-Tutuklanmış olan Arap’ların bütün hakları İsrail tarafından reddedilmektedir, işkenceye karşı korunmasızlar ve hakim yasal duruma göre değil de dine ve de ırka göre tutuklularla yaptığı anlaşmayla mahkumlar sahte testleri kabullenmektelerdir.
-Onbinden fazla Arap, politik fikirlerinden dolayı İsrail hapishanelerinde hapsedilmişlerdir. Çoğusu herhangi bir yargılamadan geçirilmemiştir.

4. Madde
1. Sözleşmeci Taraf Devletler, ulusun yaşamını tehdit eden olağanüstü bir durumun meydana gelmesi ve bun resmen ilan etmeleri halinde, durumun zorunluluklarının kesinlikle gerektirdiği ölçüde, uluslararası hukuktan doğan diğer yükümlülüklerine aykırı düşmeyecek ve ırk, renk, cinsiyet, dil, din, toplumsal köken gibi sebeplerle ayrımcılık içermeyecek şekilde, bu Sözleşmedeki yükümlülüklerinde azaltma yapan tedbirler alabilir.
2. Sözleşmenin 6, 7, 8 (1 ve 2 fıkralar), 11, 15, 16 ve 18. maddelerindeki yükümlülüklerde hiç bir azaltma yapılamaz.
3. Sözleşmedeki yükümlülüklerini azaltma yetkisi kullanan Sözleşmeye Taraf bir Devlet, yükümlülük azaltılan Sözleşme maddeleri ile yükümlülük azaltmayı gerektiren sebepler hakkında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri aracılığıyla Sözleşmeye Taraf diğer Devletleri derhal bilgilendirir. Yükümlülük azaltmanın sona erme tarihi de aynı yolla başka bir bildirimle iletilir.


İsrail yukarıdaki maddede geçen tüm noktaları ihlal etmiştir. İsrail güvenliğini koruma bahanesi ile İsrail tüm Arap vatandaşlarını güvenlikten çıkartmaktadır. Amerika nın veto hakkıyla korunmuş olarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi önergelerine asla itibar etmemiştir.

9. Madde
1. Herkes kişi özgürlüğü ve kişi güvenliği hakkına sahiptir. Hiç kimse keyfi olarak gözaltına alınamaz veya tutulamaz. Hiç kimse hukukun öngördüğü sebepler ve usuller dışında özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
2. Gözaltına alınan bir kimse, gözaltına alınma sebepleri hakkında gözaltına alındığı sırada ve kendisine isnat edilen suçlar konusunda derhal bilgilendirilir.
3. Cezai bir fiilden ötürü gözaltına alınan veya tutulan bir kimse derhal bir yargıç veya hukuken yargılama yetkisine sahip diğer bir görevli önüne çıkarılır ve bu kimse makul bir sürede yargılanma veya salıverilme hakkına sahiptir. Yargılanan bir kimsenin tutuklanması genel bir kural olamaz; yargılamanın her aşamasında tutuklunun salıverilmesine karar verilebilir; salıverilme bu kimsenin duruşmaya gelmesini sağlamak ve mahkum edilmesi halinde hükmün infazını temin etmek için teminata başlanabilir.
4. Gözaltına alınarak veya tutularak özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimse, tutulmasının hukukiliği hakkında hemen karar verebilecek ve eğer tutulması hukuki değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
5. Hukuka aykırı olarak gözaltına alınmaktan veya tutulmaktan mağdur olan bir kimse icrası mümkün bir tazminat hakkına sahiptir.


İsrail işgali altında olan Filistinliler hiçbir güvenlikten nasiplerini almamışlardır. İsrail güçleri evlere girmekte ve keyfi tutuklamalarına sivilleri hedef almaktadır. Hiçbir yasal bahane olmadan ve tutuklanma sebeplerini bilmeden özgürlüklerinden mahrum bırakılmaktadırlar. Tutuklanma süreleri boyunca insan dışı muamelelere maruz kalmaktadırlar. Bir Filistinli’nin tutuklanmasından sonra, çoğunlukla İsrail ordusu buldozerleriyle evlere girmekte ve ailesini taciz etmektedir. Tutuklanmadan sonra, Filistinliler azılı bir işkenceye maruz kalmaktadırlar. İsrail mahkemeleri Filistinliler üzerine kanunları uygulamamaktadır. Davalının ırk ve dinine göre, öncelikli olarak düşmanca bir pozisyon almaktadırlar.

10. Madde
1. Özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes, insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahiptir.
2. a) Tutuklu sanıklar, istisnai haller dışında mahkumlardan ayrı tutulur ve kendilerine mahkum edilmemiş kimselerin statüsüne uygun tarzda ayrı bir muamele uygulanır.
b) Tutuklu küçük sanıklar yetişkinlerden ayrı tutulur ve en kısa sürede yargısal makamların önüne çıkarılırlar.
3. Ceza infaz sistemi, mahpusları iyileştirme ve toplumsal rehabilitasyonlarını sağlama gibi temel amaçlara sahip olur. Küçük failler ‘yetişkinlerden ayrılır ve yaşları ile hukuki statülerine uygun bir muamele görürler.


• İsrail tarafından tutuklanan herhangi bir Filistinli ya da Arap, insanlık dışı hakaretlerle muamele görmektedir.
• İsrail tarafından tutuklanan her Filistinli işkenceye mahkûmdur.
• Politik nedenlerden ötürü tutuklanan Filistinliler suçlularla aynı hücreye konulmaktadır.
• Filistin genç nüfusu da suçlu yetişkinlerle aynı hücreye yerleştirilmektedirler.
• On binden fazla Filistinli ve Arap hapsedilmiş ve insanlık dışı şartlara maruz bırakılmıştır. Çoğunu çocuklar, kadınlar ve hamile kadınlar oluşturmaktadır.
• İsrail hapislerindeki hamile Arap kadınlar, hapishanede doğum yapmakta ve bebeklerin akraba gözetimine gönderilmesine izin verilmemektedir.

12. Madde
1. Bir Devletin ülkesinde hukuka uygun olarak bulunan bir kimse, o ülke sınırları içinde seyahat etme özgürlüğüne ve yerleşeceği yeri seçme hakkına sahiptir.
2. Herkes kendi ülkesi de dahil, bir ülkeden ayrılmakta serbesttir.
3. Yukarıda belirtilen haklar, bu Sözleşmede tanınan diğer haklara uygun olarak ulusal güvenlik, kamu düzeni (ordre public), genel sağlık veya genel ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak için gerekli sebepler ile hukuken öngörülmüş sınırlamalar dışında hiç bir sınırlamaya tabi tutulamaz.
4. Hiç kimse, kendi ülkesine girme hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz.


- İsrail zorla sürgün edilmiş milyonlarca mülteciyi vatanlarına geri dönmekten mahrum etmektedir.
- İsrail keyfi olarak Filistinli gençleri yurtdışında eğitim almaktan mahrum etmektedir. Hatta onları kendi ülkelerinde eğitim almalarından da mahrum bırakmaktadır.

14. Madde
1. Herkes mahkemeler ve yargı yerleri önünde eşittir. Herkes, hakkındaki bir suç isnadının veya hak ve yükümlülükleri ilgili bir hukuki uyuşmazlığın karara bağlanmasında, hukuken kurulmuş yetkili, bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından adil ve aleni olarak yargılanma hakkına sahiptir. Davayı izleyenler ve basın mensupları, demokratik bir toplumdaki genel ahlak, kamu düzeni (ordre public) veya ulusal güvenlik nedeniyle veya tarafların özel yaşamlarının menfaatinin gerektirmesi halinde veya mahkemenin görüşüne göre aleniliğin adaletin gerçekleşmesine zarar vereceği özel şartların kesinlikle gerektirdiği ölçüde, duruşmalardan tamamen veya kısmen çıkarılabilir; ancak bir ceza davasında veya hukuk davasında verilen hüküm, gençlerin menfaati veya aile uyuşmazlıkları veya çocuğun velayeti ile ilgili davalar aksini gerektirmedikçe aleni olarak tefhim edilir.
2. Hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimse, hukuka göre suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masum sayılma hakkına sahiptir.
3. Hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimsenin bu isnadın karara bağlanmasında, tam bir eşitlik içinde asgari şu haklara sahiptir:
a) Hakkındaki suç isnadının niteliği ve nedenleri konusunda ayrıntılı bir şekilde ve anlayabileceği bir dilde derhal bilgilendirilme;
b) Savunmasını hazırlamak ve kendi seçtiği avukatla görüşmek için yeterli zamana ve kolaylıklara sahip olma
c) Sebepsiz yere gecikmeden yargılanma,
d) Duruşmalarda hazır bulundurulma ve kendisini bizzat veya kendi seçeceği bir avukat aracılığıyla savunma eğer avukatı bulunmuyorsa sahip olduğu haklar konusunda bilgilendirilme; adaletin yararı gerektirdiği her durumda kendisine bir avukat tayin edilme ve eğer avukata ödeme yapabilecek yeterli imkanı yoksa, ücretsiz olarak avukat tayin edilme;
e) Aleyhindeki tanıkları sorguya çekme veya çektirme ve lehindeki tanıkların mahkemeye çıkmalarını ve aleyhindeki tanıklarla aynı koşullarda sorguya çekilmelerini sağlama,
f) Mahkemede konuşulan dili anlamıyor veya konuşamıyorsa, bir çevirmenin yardımından ücretsiz olarak yararlanma
g) Kendisini suçlandırıcı tanıklık yapmaya veya bir suçu itirafa zorlanmama.
4. Küçüklerin yargılanmasında küçüklerin yaşlarını ve rehabilitasyonlarını ilerletmeyi göz önünde tutacak bir yargılama usulü izlenir.
5. Bir suçtan ötürü mahkum olan bir kimse, mahkumiyetinin ve aldığı cezanın daha yüksek bir yargı yeri tarafından hukuka göre incelenmesini isteme hakkına sahiptir.
6. Bir kimse bir suçtan ötürü nihai bir kararla mahkum olduğunda ve bu mahkumiyeti adli hata bulunduğu gerekçesiyle bozulduğunda veya kendisi bağışlandığında, eğer mahkumiyet kararının verildiği tarihte bilinmeyen olayların ortaya çıkarılamamış olmasının nedenleri kısmen veya tamamen kendisine yüklenebileceği kanıtlanmadıkça, bu tür bir mahkumiyetin sonucu olarak ceza çeken bir kimseye hukuka uygun olarak tazminat ödenir.
7. Bir ülkenin hukukuna ve ceza yargılama usulüne uygun olarak daha önce kesin biçimde mahkum olan veya beraat eden bir kimse aynı suçtan ötürü ikinci kez yargılanamaz ve cezalandırılamaz.


-Konu Filistinliler ve Araplar olunca bu yazıdaki her bir madde İsrail tarafından ihlal edilmektedir.
-İsrail mahkemeleri Filistinlilerin ya da Arapların lehine olan herhangi bir İsrail kuralını etkisiz hale getirmektedirler. Kişiler daha mahkeme salonuna adım atmadan suçlu bulunmaktadırlar.
-İsrail mahkemeleri sanık tarafından belirlenen avukatları işten çıkararak Arap ırkına karşı önyargılı olarak bilinen kişileri atamaktadır.

17. Madde
1. Hiç kimsenin özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemez; onuru veya itibarı hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamaz.
2. Herkes bu tür saldırılara veya müdahalelere karşı hukuk tarafından korunma hakkına sahiptir.


İsrail Uluslar arası koruma altındaki bu makaleyi ihlal etti. İsrail kuvvetleri Filistinlilerin evlerine acımasızca ve ev mahremiyetine saygıdan yoksun bir biçimde saldırlar düzenliyor ve evdeki aile bireylerine özellikle çocuklara kötü muamelede bulunup hakaret ediyorlar.
Kişinin onur ve itibarına hukuk dışı saldırılarla ilgili olarak :
Geçtiğimiz yıl boyunca , Müslüman ve Araplar üzerine sıkça ataklar düzenleniyor ve bu ataklar İslam ve Arap karşıtlığı olarak biliniyor. Müslüman ve Arapları “terörist ,geri kafalı ve medeniyetsiz” diye hakaret vari adlandıran organize suçlamalarla aslında İsrail katliamlarını, Amerikanın Afganistan işgalini ve Iraktaki yasadışı muamelelerini ve en nihayetinde de dünya üzerinde kötü bir nama sahip olan Ebu Garib ve Guantanamo hapishanelerinde yaşanan insanlık dışı muamelelerini meşrulaştırmak amaçlanmıştır.Bu tür kampanyalar tüm dünya üzerindeki Müslümanlar ve Araplar için büyük tahribata sebep olmuştur ve bu tahribat Müslümanların, Arapların, hatta bazı Sihlerin ve Hinduların ( renklerinden ve bazı özelliklerinden dolayı Orta Doğu’da yaşayan Müslümanlara benzedikleri için) tutuklanmalarına, işlerini kaybetmelerine, zulüm görmelerine ve ırkçı cinayetlere kurban edilmelerine neden olmuştur. Devletin ve avam tabakasının tam desteğiyle birçok Müslüman ve Arap, ekonomik, politik ve askeri alanlarda zarara uğratılmıştır. İnsanlık dışı suçlar ve uluslar arası yasak eylemler toplu ve bireysel anlamda Müslüman ve Araplara yöneltilmiştir. Uluslar arası medya ve yayın organları durmaksızın, acımasızca Müslümanları ve Arapları karalama kampanyalarına girmişlerdir. FOX haber yayın organı ısrarla Müslümanlara , uluslar arası gazetelere vb. karşı düşmanlığı,kini ve hıncı uyandıracak materyaller yayınlamaktadır.
Şuan itibariyle Guantanamo üssünün kapatılması ve Iraktan geri çekilinmesi yolunda atılacak adımlardan sonra aşağıdan sırlananların da yapılmasını talep ediyoruz :
1- Müslüman ve Araplara karşı başlatılan bu zalimce eylemlerden ve bu eylemlerden toplumsal ve bireysel anlamda etkilenen Müslümanlardan ve Araplardan yasal bir ÖZÜR.
2- Askeri , ekonomik anlamda Müslümanlara karşı düşmanca düzenlenen eylemlerin yada hınç ve garez içeren konuşmaların ve buna benzer kampanyaların hemen durdurulmasını
3- Müslüman ve Araplara Karşı başlatılan tüm bu saldırılar üzerine uluslar arası yasal bir kınama.
4- İsrail ve diğer dünya güçleri tarafından yürütülen ve dünyaya yayılmış olan bu düşmanca politika insanlık dışı savaş suçlarını kapsayıcı niteliktedir. Bu tür politikaların yasal bir bildiriyle Müslüman ve Arapları zulümden korumaya yönelik yeni bir yaptırımla uluslar arası anlamda kınanması gerekmektedir.
5- Araplar Yahudi düşmanı olmadığı halde, saldırıya uğradıklarında ,Yahudi aleyhtarlığı içeren uluslar arası bir kanunla başvuru yapmalarına , haklarını aramalarına izin verilmiyor, bu yüzden Müslüman ve Arapları koruyacak bir yasanın çıkarılması gereklidir.
6- Arap ve Müslümanlar için uygun finansal, politik ve ahlaki destek bağlamında tazminat bağlanması.

20. Madde
1. Her türlü savaş propagandası hukuk tarafından yasaklanır.
2. Ayrımcılığa, kin ve nefrete veya şiddete tahrik eden herhangi bir ulusal, ırksal veya dinsel düşmanlığın savunulması hukuk tarafından yasaklanır.
İsrailli politikacılar savaş propagandası yapmaktan sakınmayarak ve bunu seçim kampanyalarında tekrar tekrar ve ırkçı bir tonda dillendirerek, Müslüman ve Araplara açıkça katliam tehditleri savurmaktan kaçınmıyorlar.
İsrailli politikacıların demeçlerine bakarak, İsrailin kuruluşundan bu güne, politikacılar ve dini liderler tarafından, Arapların ırkçı bir dille tanımlanarak askerlere karşı hedef gösterildiklerini ve öldürülmelerinin ırk, din ve güvenlik sebeplerine dayandırarak caiz olduğunu savunduklarını saptadık.

25. Madde
Her vatandaş, bu Sözleşmenin ikinci maddesindeki ayrımlara ve makul olmayan sınırlamalara tabi tutulmaksızın şu haklara ve imkanlara sahiptir:
a) Doğrudan veya seçilmiş temsilciler aracılığıyla kamu hizmetlerine katılma
b) Seçmenlerin iradelerini serbestçe ifade etmeleri güvence altına alan, gizli olarak oy verildiği, genel ve eşit oya dayanan ve belirli aralıklarla yapılan dürüst seçimlerde oy kullanma ve seçilme;
c) Genel eşitlik ilkesine uygun olarak ülkesinde kamu hizmetlerine girme.


İşgal altındaki Filistinliler hiçbir siyasi haklara sahip değil. İsrail Filistinlilerin seçim sonuçlarına değer vermiyor ve Filistinlilerin seçtiği milletvekillerini tanımıyor. Üstelik İsrail, milletvekili dokunulmazlığı olmasına rağmen seçilen Filistinli milletvekilleri tutukluyor.
Arap kökenli İsraillilerin ne kadar vasıflı olduklarına bakılmaksızın makam liderliği ile meşgul olmalarına izin verilmemektedir.
İşe alınırken, Araplar daha ehil olsalar bile Yahudiler Araplardan önceliklidir.

27. Madde
Etnik, dinsel veya dilsel azınlıkların bulunduğu bir Devlette, böyle bir azınlığa mensup bulunan kişiler grubun diğer üyeleri ile birlikte toplu olarak kendi kültürel haklarını kullanma, kendi dinlerinin gereği ibadeti etme ve uygulama veya kendi dillerini kullanma hakları engellenmez.

Yukarıdaki belgede belirtildiği üzere İsrail bu maddeyi ihlal ediyor.
İsrail anlaşmanın IV. kısmında olan tüm maddeleri çiğniyor.
Bu davranış işgal altındaki insanların haklarını gözeten ya da cinayet, soykırım, gözaltı ve hapis gibi suçların yargılanmasına olanak verecek İnsan Hakları Komitelerinin kurulmasına engel teşkil etmektedir. Birleşmiş devletler ve uluslar arası komite bundan sorumlu olduğu halde İsrail’i, liderlerini, memurlarını ve askerlerini yargılayamıyor. Aynı zamanda, İsrail her hangi bir uluslar arası komitenin sorgulamasını çeşitli neden ve amaçlarla engelliyor.
Bu kısım ne İsrail tarafından uygulanıyor ve tanınıyor, ne de uluslararası kurumlar tarafından İsrail üzerinde bu kurallar uygulanıyor.
Her hangi bir araştırmacı aşikâr bir şekilde görebilir ki, İsrail açıkça tüm uluslar arası belgeleri, bildirgeleri ve anlaşmaları ihlal ediyor. Ortada ilginç bir gerçek var ki, İsrail ve resmi yetkilileri hiçbir zaman yargılanmadı ve bu eylemleri yüzünden hesap vermedi.
Uluslararası antlaşmanın ekonomi ile alakalı kısmında ise, İsrail in nasıl bir rota izlediğini aşağıda sunuyoruz:


1.Madde
1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve, ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.
2. Bütün halklar uluslararası hukuka ve karşılıklı menfaat ilkesine dayanan uluslararası ekonomik işbirliği yükümlülüklerine zarar vermemek koşuluyla, doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiç bir koşulda yoksun bırakılamaz


- İsrail’in bu maddeyi sivil ve siyasal anlaşmalarda; Filistin topraklarını işgal ederek, ayrılık duvarı inşa ederek, Gazze de abluka oluşturarak, Filistinlerin tapulu topraklarında yerleşkeler inşa ederek, köyler ve şehirler arasına bariyer koyarak ve kalıcı gecikmeler yüzünden işlerini kaybeden işçiler de dâhil Filistinleri uzun zaman bu bariyerler arasında bekleterek evvelce nasıl ihlal ettiğine değinmiştik.
-İsrail, Batı Şeriadaki ve Golan tepelerindeki tüm tatlı su kaynaklarını gasp etmiştir. Beldedeki sakinleri sınır dışı ettikten ve topraklarını haciz ettikten sonra burada yerleşkeler kurdular. Tatlı su kaynaklarının yanına kendi askeriye kamplarını kurudular. İsrail Filistinlilere ait yüz binlerce zeytin ve limon ağaçlarını kesti ve hala kesmeye devam ediyor, Filistinlilerin meyve bahçelerine ve üzüm bağlarına el koyarak ayrılık duvarı yapıyor ve burada yerleşke ve askeri kışla inşa ediyor.

III. BÖLÜM
6. Madde
1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler herkesin çalışma hakkını tanır ve bu hakkı korumak için gerekli tedbirleri alır. Çalışma hakkı, herkesin kendi seçtiği ve girdiği bir işte çalışarak geçimini sağlama imkanına ulaşma hakkım da içerir.
2. Sözleşmeye Taraf Devletlerin çalışma hakkını tam olarak gerçekleştirmek üzere alacağı tedbirler arasında, teknik ve mesleki rehberlik hizmetleri ile öğretim programları yapmak, bireyin temel siyasal ve ekonomik özgürlüklerini koruyan şartlar içinde ekonomik, sosyal ve kültürel gelişme ile tam ve üretken istihdamı sağlamak için gerekli politikaları ve yöntemleri uygulamak da yer alır.


- Filistin gençlerinin pek çoğu İsrail’in kontrol noktalarında uyguladığı bezdirme politikalarından dolayı işsiz bulunmakta. Kontrol noktalarında uzun saatler boyunca bekletiliyor ve geçişlerini sağlamaları için kendi insanları hakkında bilgi sağlamaları isteniyor. İsrail aynı zamanda Gazze’de bulunan pek çok fabrikayı da aralıklarla bombalıyor ve Gazze’ye hammadde ve yedek parça girişine izin vermiyor. Bununla beraber, direniş savaşçılarının patlayıcı yaptığı gerekçeleriyle küçük dükkan ve atölyeler bu bombardımanlardan sık sık nasiplerini alıyor. Bu ithamların gerçek dışılığı çoğu zaman kanıtlanabiliyor, çünkü bu atölyeler ziyadesiyle küçük ve patlayıcı üretiminde kullanılabilecek bir teçhizat bulundurmuyorlar.
- İşgal siyasetinden ötürü, bütün bu maddeler Gazze ve Batı Şeria’da mevcut değil. Yokluk, abluka ve kısıtlamalardan dolayı, herhangi bir olanak ve teknoloji de ne okullarda ne de eğitim yapılan kurumlarda/ enstitülerde bulunmamakta. Filistinli bir işçinin İsrail dışında makul bir iş bulması mümkün değil ve bir çok işçi de önceden bahsedilen sebeplerden ötürü işlerini kaybediyorlar ( kontrol noktalarında bekletilmek ve İsrail istihbaratı tarafından sorguya alınmak ).

7. Madde
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler herkese adil ve elverişli şartlarda çalışma hakkı tanır. Bu şartlar aşağıdaki hakları güvence altına alır:
a) Bütün çalışanlara sağlanan asgari bir gelir ile birlikte en azından:
i) Hiç bir ayrıma tabi tutulmaksızın özellikle kadınların erkeklerin çalışma şartlarından daha alt düzeyde olmayan şartlarda çalışmaları güvence altına alınarak, eşit işe eşit ve adil ücret;
ii) bu Sözleşmenin hükümlerine uygun olarak, kendisi ve ailesi için nezih bir yaşam;
b) Güvenli ve sağlıklı çalışma şartları;
e) Herkesin işinde daha yüksek mevkilere atanma sırasında, kıdem ve ehliyetten başka bir ölçüye tabi olmaksızın, eşit imkanlar;
d) Dinlenme, çalışma arası, çalışma saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ile ücretli yıllık izin ve resmi tatillerde ücret verilmesi.


İşgal sebebiyle oluşan kısıtlamalar bahsedilen koşulların sağlanmasını engellemektedir. Filistinli kadın işçiler harap haldeki eski fabrikalarda çok zor şartlar altında çalışıyorlar. Öğretmen olarak çalışan Filistinli kadınlar ise her zaman tehlikenin yanı başında bulunuyor ve görevleri sık sık güvenlik sebepleriyle sekteye uğruyor. Çalışanlar ücretlerini çoğu zaman İsrail’in Gazze’ye para girişine izin vermemesi ve özel bankalarda işçilerin ücretleri için yapılan para havalelerin engellenmesi nedenleriyle alamamaktalar. Gazze çoğunlukla grevlere sahne oluyor, zira işçiler aylar boyunca ücretlerini ve istihdamın gerektirdiği asgari gereklilikleri ve ödemeleri alamıyorlar. İşçiler yılın çoğu ayının ücretini alamıyorlar.

10. Madde
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler şu korumaları sağlar:
1. Toplumun doğal ve temel bir birimi olan aileye, özellikle kuruluşu sırasında ve bakmakla yükümlü oldukları çocukların bakım ve eğitim sorumluğu devam ettiği dönemde, mümkün olan en geniş ölçüde koruma ve yardım sağlanır. Evlilik, evlenmeye niyetlenen çiftlerin serbest rızaları ile meydana gelir.
2. Annelere doğumdan önce ve sonra makul bir süre özel koruma sağlanır. Çalışan annelere bu dönem için ücretli izin veya yeterli sosyal güvenlikten yararlanabilecekleri bir izin verilir.
3. Nesep veya diğer şartlar bakımından hiç bir ayrımcılık yapılmaksızın, bütün çocuklar ve gençler için özel koruma ve yardım tedbirleri alınır. Çocuklar ve gençler ekonomik ve toplumsal sömürüye karşı korunur. Çocukların ve gençlerin ahlaklarına veya sağlıklarına zararlı bulunan veya onların yaşamları için tehlikeli olan veya onların normal gelişmelerine engel olan işlerde çalıştırılmaları kanunla cezalandırılır. Devlet ayrıca, çocukların ücretli olarak çalıştırılmasının hukuken yasaklandığı ve cezalandırıldığı asgari yaş sınırını tespit eder.


- İsrail işgali altında, bir bireyin yahut ailenin korunması ve güvenliğinin sağlanması diye bir şey söz konusu olamamaktadır. Hemen hemen her Filistinli aile fertlerinden birini veya birkaçını farklı ülkelerde zorunlu yerinden edilme gerekçeleriyle bulundurmakta, ve her Filistin evi İsrail bombardımanlarında verilmiş kurbanlara sahip. Bu maddenin ve diğer pek çoğunun tehcir edilmiş, yerlerinden edilmiş, öldürülmüş, bombalanmış ve yıldırılmış Filistinlilere uygulanması söz konusu bile değildir.
- Pek çok Filistinli anne çalışsın yahut çalışmasın, kısıtlama ve bekletme siyasetinden ötürü çocuklarını kontrol noktalarında veya hastane yollarında doğurmak zorunda bırakılmıştır ve hastalar, hamile kadınlar veya normal insanlar fark gözetilmeden uzun bekleyişlere tabi tutulmaktadır.
- Filistinli çocuklar sokaklarda ve okullarına giden yollarda ölümle burun buruna bırakılmaktadır. Çoğusu anne veya babasını kaybetmiş olmaktan dolayı ailesine destek amaçlı çalışmak için ya da süregelen İsrail işgalinin bilinçli olarak yarattığı yoksulluk ve açlıktan öldürme siyaseti yüzünden okullarından ayrılmak zorunda kalmışlardır.

11. Madde
1. Bu Sözleşmeye Taraf olan Devletler herkese, kendisi ve ailesi için yeterli bir yaşam standardına sahip olma sağlar. Bu standart, yeterli beslenmeyi, giyinmeyi, barınmayı ve yaşama koşullarının sürekli olarak geliştirilmesini de içerir. Taraf Devletler bu hakkın gerçekleştirilmesini sağlamak için, kendi serbest iradelerine dayalı uluslararası işbirliğinin esas olduğunu kabul ederek, uygun tedbirleri alırlar.
2. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, açlıktan kurtulmanın herkes için temel bir hak olduğunu kabul ederek, kendi başlarına ve uluslararası işbirliği yoluyla, özel programlar da dahil, aşağıdakiler için gerekli olan tedbirleri alır:
a) Teknik ve bilimsel bilgiyi tam olarak kullanarak, beslenme prensipleri ile ilgili bilgileri duyurarak ve doğal kaynakların etkili bir biçimde geliştirilmesini ve kullanımını sağlayacak bir yolla tarım sistemlerini ilerleterek veya reform yaparak, üretme, üretilenleri saklama ve dağıtma yöntemlerini geliştirmek;
b) Yeryüzündeki besin kaynaklarının ihtiyaçlara göre eşit dağıtılmasını sağlamak için, gıda ihraç eden ve gıda ithal eden ülkelerin sorunlarını dikkate almak.


- Önceden belirtmiş olduğumuz ve herkes tarafından da bilinen İsrail ablukası bu tür maddelerin uygulamasını imkansızlaştırmıştır. İsrail yardım depolarını bombalamıştır, hatta son zamanlarda Gazze’de olduğu gibi Birleşmiş Milletler İnsani Yardım ve Ajans İşleri’ne mensup olanları dahi bombalamışlardır.
- İsrail boğucu bir kuşatma ile yüklenmektedir, yardım ajanslarını ve depoları bombalamakta, Filistinli’lerin yurtdışından gıda,besin ve ilaç ithalatını engellemektedir.

12. Madde
1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, herkesin mümkün olan en yüksek seviyede fiziksel ve ruhsal sağlık standartlarına sahip olma hakkını tanır.
2. Bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin bu hakkı tam olarak gerçekleştirmek amacıyla alacakları tedbirler, aşağıdakiler için de alınması gerekli tedbirleri içerir:
a) Varolan doğum oranının ve bebek ölümlerinin düşürülmesi ile çocukların sağlıklı gelişmelerinin sağlanması;
b) Çevre sağlığını ve sanayi temizliğini her yönüyle ileriye götürme;
c) Salgın hastalıkların, yöresel hastalıkların, mesleki hastalıkların ve diğer hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve kontrolü;
d) Hastalık halinde her türlü sağlık hizmetinin ve bakımının sağlanması için gerekli şartların yaratılması.


-Filistin hastaneleri ve klinikleri hiçbir modern malzemeye sahip değiller ve çoğu zaman elektriğe de sahip değiller çünkü İsrail Gazze’den yakıt ve gaz ulaşımını engellemektedir. Aynı zamanda tıbbi malzeme ithalini de engellemektedir. Çoğu ilaç mevcut olmadığından ve ambargodan sebebiyle ithal edilemediğinden, Filistinli hastalar kolaylıkla tedavi edilebilecek basit tıbbi sebeplerden ötürü hayatlarını kaybetmekteler.
-Daha öncesinde hastanelerdeki durumlardan ve geçişlerde ilkel şartlarda dünyaya gelen yeni doğmuş bir bebeğin ihtiyacı olan basit yaşam şartlarının ve özel izleme, bakım gereksinimlerinin eksikliği sebebiyle ölen bebeklerden bahsetmiştik.
Yukardaki sebeplere ilaveten,İsrail yerleşmiş Filistin alanlarını uluslar arası yasaklanmış olan, genel anlamda insan ve çevre sağlığını tehlikeye sokan fosfor bombaları gibi silahlarla bombalamaktadır.
İsrail ambulansları bombaladı ve sağlık görevlileri öldürüldü, yaralılara ulaşılması engellendi ve neticede yaralılar da hayatlarını kaybettiler. İsrail’in Güney Lübnan, Batı Şeria, Jenin ve Gazze savaşlarında olduğu gibi bütün savaşlarında yapılmıştır bu tür şeyler.
İsrail bütün savaşlarda ambulansları bombalamış ve sağlık görevlilerini öldürmüştür; bu savaşların kayıtları mevcuttur.

13. Madde
1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, herkese eğitim hakkı tanır. Sözleşmeci Devletler, eğitimin insan kişiliğinin ve onurunun tam olarak gelişmesine ve insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmesine yönelik olarak verilmesi konusunda birleşirler. Devletler ayrıca herkesin özgürlükçü topluma etkili bir biçiminde katılmasını sağlayacak, bütün uluslar ile butun ırksal, etnik ve dinsel gruplar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu geliştirecek ve Birleşmiş Milletlerin barışın korunması için yaptığı faaliyetlerini ilerletecek bir eğitim verilmesi konusunda anlaşırlar.

Önceden değinilmiş olan Filistin deki okulların ve öğrencilerin durumuna ek olarak, İsrail’in müfredatı, Araplara nefreti teşvik eden, Arapların öldürülmesini, sürgün edilmesini ya da kötü davranılmasını hak eden ilkel suçlular olarak gösteren ırkçı dersler, şarkılar ve hikâyeler içeriyor.Bu ırkçılıkla ve nefretle dolu öğretim belkide çocukların dünyada yüzleşecekleri en büyük tehlikelerden. Böyle büyüyen çocukların dünyaya barış getirmeleri ya da düşman olarak gördükleri kişilere karşı herhangi bir merhamet emaresi göstermeleri mümkün olamaz. Bu çocuklar ‘’Diğerleri’’ nin öldürülmeyi hak ettiğini öğrenerek büyüyorlar. Daha detaylı bilgi için İsrail’in bolca ırkçılık içeren müfredatı incelenebilir. Uluslar arası haber ajanslarında tarafından yayınlanan, Haziran 2006’daki Lübnan savaşında İsrail ordusunun füzelerinin üstüne isimlerini yazan İsrailli çocukların resimleri, çocuklara öğretilen nefret ve ırkçılığın ispatı niteliğinde.
Burada dikkat edilmelidir ki İsrail Cenevre Kongresindeki maddelerden; savaş ya da çatışma durumunda insan haklarını içeren maddelerini ihlal etmiş ve çiğnemiştir.
Daha önce bu belgede değinilen tüm zorbalıklar; bütün ülkeler, insan hakları kuruluşları ve uluslar arası organizasyonlar tarafından bilinen bu anlaşmanın hükümlerinin aşikâr ihlalidir.
Yukarda belirtildiği gibi, biz sözde ‘’İsrail Devleti’’ nin yaşama hakkına sahip bir devlet değil, ırkçı bir varoluş olduğunu kanaat getirdik. Bütün komşularını ve kontrolü altındakileri, özellikle Yahudi olmayanları hoşgörülü bir şekilde yaşamaktan alıkoyan bir varoluş. İsrail öldürme ve imha etme üzerine kurulmuş suçlu bir varoluş ve insanlığa, doğaya ve tüm canlılara tehlike arz eden bir kuruluştur.
İnsanların gözleri önüne sermiş olduğumuz bu belge vesilesiyle, birçok uluslar arası örgütlerin ve insan hakları örgütlerinin apaçık sessizliğine hatta bu kuruluşlardan bazılarının mazlumlara karşı peşin hükme varıp ve saldırgan yanlısı desteklerine karşı, açıkça gücenmemizi ve reddedişimizi vurguluyoruz.
Bu sorumluluğu herkesten önce insanlığa ve insanları, medeniyetin tüm yüce haklarından yararlanma hakkı olduğuna inananlara yüklüyoruz.


İsrail Tasviye Belgesini İmzalayanız: İsrail yasadışı bir kuruluştur

Written by:
Nawara Negm
Joe Ghanem
Iman Badawi
Mohammad Shaltaf
Mohammad Qandiel


Traslated into Turkish by :
Hatun SEVGİ
Tuğba YAŞAROĞLU
Elif YARDIMCI
Tevhide Hicret ATILGAN
Zeynep UZUNURGANCI
Şeyma ZÜLALOĞLU
Zeynep KARAPINAR


3 comments:

  1. Allah razı olsun bu belgeyi yayınlayanlardan ve türkçeye çevirenlerden. Ama tabiki ilk maddede olduğu gibi antlaşmalar ve sözleşmeler yasal devletler içindir. İsrail devlet değil terör örgütüdür Pkk gibi. Bizim insanlarımızın genelde karıştırdığı bir kavramdır terör örgütü ve direnişçiler. Hamas,çeçen mücahidler,hizbullah bunlar terör örgütü değil vatanını savunan örgütlerdir. Bundan dolayı bir terör örgütünden eğitim hakkı,sağlık hakkı,çalışma hakkı tanımasını beklemek insanlık beklemek olur. Ki israilden bunu beklemek hayalciliktir maalesef. Ama her ne kadar biz kabul etmesekte Türkiyede dahil hemen her devlet israili devlet olarak tanıyor. Bundan dolayı NATO,BM,EU bunlardan hiçbirisi bırakın israilin yasadışı olduğu kabul etmesini yapılan zülüm hakkında soruşturma açmayı bile göze alamıyorlar.Bu kadar aciz insanlar ve devletler topluluğu oradakiler.Ancak bu belge yasal olarak büyük bir kanıtdır. Allahım sizden razı olsun. Allahım sizi korusun. Allahım sizin açıklığı versin inşaallah.Allaha Emanet Olun. Selametle...

    ReplyDelete
  2. Kimin İsrail' e kafa tutmayı göze alamadığını hiç düşündünüz mü? Karşılarında yemekten, uyumaktan kendisini men etmiş, her gece "Allah resulünün miraca çıktığı, müslümanlara kıblegah olmuş 3. harem düşman elindeyken bana uyumak yakışır mı hiç?" şeklinde vird eden, Kudüs aşığı Selahattin Eyyubi gibi bir müslüman yok. Karşılarında tembel, şuursuz, bakılınca kıldığı namazın okuduğu Kuran ın tadından geçilmeyen ancak günlük hayatlarına bakıldığında müslüman gibi davranmayan bir ümmet! var. Karşılarında evindeki musluğu bile beğenmeyecek kadar zenginlik içinde, bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışında bir ümmet! var. Bunun içindir ses çıkarmayışımız, bunun içindir baş kaldırmayışımız. Silkinip kendimizden başlamak etrafımızdakileri bu değişime ortak etmek ve sabretmek gerek. Bu sebepten dolayı yukarıdaki çalışmayı yapan arkadaşları gönülden selamlıyorum. Allah razı olsun.

    ReplyDelete
  3. Palestina ai palestinesi, i criminali fuori.
    La Palestine aux Palestiniens, les criminelles dehors.
    Palestine to the Palestinians, the criminelles out.
    فلسطين للفلسطينيين، ال مجرمون، علا برا

    ReplyDelete